Olumsuzluk Önyargısı

Günlük hayatınızda yaşadığınız olumsuz durumlar karşısında gereğinden fazla düşünerek kaygılandığınızı ve stres yaşadığınızı fark ediyor musunuz? Ya da kötü bir rüya görerek uyandığınızda etkisini bütün gün üzerinizde hissettiğiniz oldu mu? Genel olarak hepimizde süreç aynı işler, olumsuz olayların üzerimizde bıraktığı etki olumlu olaylara kıyasla çok daha uzun sürer. Beyinlerimiz evrimsel olarak olumsuzu önceliklendirmek üzere gelişmiştir. Olumsuz düşünceler duygularımız, davranışlarımız, ruh ve zihin sağlığımız üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Olumsuzluk Önyargısı Nedir ve Nasıl Aşılabilir? Olumsuzluk ön yargısı, “olumlu bilgilerden çok daha fazla olumsuz bilgilere odaklanma, bunlardan öğrenme ve bunları kullanma” eğilimimizi ifade eder (Vaish, Grossmann ve Woodward, 2008, s. 383). Olumsuzluk önyargımızı dünyamızı anlamak için olumsuz ve olumlu olayları nasıl işlediğimize dair bir asimetri olarak düşünebiliriz; "olumsuz olaylar, olumsuz olmayan olaylardan daha hızlı ve daha belirgin tepkiler ortaya çıkarır" (Carretié, Mercado, Tapia ve Hinojosa. , 2001, s. 75). Şimdi biraz düşünelim, övüldüğünüz durumları mı yoksa hakarete uğradığınız anları mı daha net hatırlıyorsunuz? Genel olarak hoş olmayan, olumsuz olayların üzerinde durmaya eğilimliyiz. Dikkatimiz olumlu bilgilerden çok olumsuz bilgilere odaklanma konsunda uzmandır.Bir günde çok sayıda iyi olay yaşadığımızda bile, olumsuzluk önyargısı, meydana gelen tek kötü şeye odaklanmamıza, küçük şeyler üzerinde derin derin düşünmemize, kötü bir izlenim bıraktığımız için endişelenmemize ve olumsuz yorumlarda oyalanmamıza neden olabilir (Lupfer, Weeks ve Dupuis, 2000; Chen ve Lurie, 2013; Wisco, Gilbert ve Marroquín, 2014). Bu önyargı nereden geliyor? Negatiflik yanlılığı olarak da bilinen olumsuzluk önyargısının, evrimsel bir süreç olduğu düşünülmektedir (Cacioppo & Berntson, 1999; Vaish ve diğerleri, 2008; Norman ve diğerleri, 2011). Binlerce yıl önce atalarımız, günümüzde artık endişelenmemize gerek olmayan, yırtıcı hayvanlar gibi çevresel tehditlere maruz kaldılar ve bu olumsuz uyaranlara karşı daha dikkatli olmak hayatta kalmak için kritik öneme sahip oldu. Olumsuzluk önyargısı, atalarımızın belirsiz uyaranlar hakkında öğrenilmiş bilgilerin yokluğunda, potansiyel olarak zararlı uyaranlardan kaçınmalarına ve hayatta kalmalarına yardımcı oldu. Yapılan bir araştırmada, 33 katılımcıya değişik temalı fotoğraflar sunuldu ve tepkilerini incelemek için beyinlerinin elektriksel aktiviteleri ölçüldü. Fotoğraflardan bazıları olumsuz (kameraya doğrultulmuş bir silah, sakatlanmış bir yüz vb.), bazıları olumlu ( neşeli insanlar), bazıları ise nötr (elektrik prizi, plaka gibi nesneler) görüntülerdi. Araştırma bulguları olumsuz temalı fotoğrafların beyin üzerinde çok daha etkili olduğunu kanıtladı.

. Sonuç olarak, olumsuzluk önyargımız, dikkatimizi nereye yönelttiğimizle yakından ilgilidir. Bilinçli dikkatimizi daha fazla deneyimlediğimiz olumlu olaylara ve duygulara yönelterek, olumsuz unsurları azaltabiliriz. Hayatta olumlu olana odaklanmak tıpkı bir kas gibi pratik yaptıkça gelişir. Mesela her akşam yatmadan önce o gününüzü güzelleştiren 5 olumlu şeyi bir deftere yazarak başlayabilirsiniz. Başlangıçta anlamsız veya basit görünen bu aktivite bir süre sonra olumlu olana odaklanmanızı bir alışkanlık haline getirecektir. Olumsuza odaklanmak yerine, şimdinin tadını çıkararak, kendinize bu durumu hatırlatarak ve sizi mutlu eden bu anları daha fazla yaşayarak olumsuzluk yanlılığından uzaklaşmayı ve mutluluğunuzu artırmayı deneyebilirsiniz. Referanslar: Taylor, Shelley E. (2011). "Olumlu ve olumsuz olayların asimetrik etkileri: Mobilizasyon-minimizasyon hipotezi" (PDF) . Psikolojik Bülten . 110 (1): 67–85. doi : 10.1037/0033-2909.110.1.67 . PMID 1891519


0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Nefes