Mutluluk öğrenilebilir mi?




2000’li yılların başlarında pozitif psikolojinin kurucularından olan Martin Seligman ve Csikszentmihalyi, psikoloji biliminin yaşamı neyin değerli kıldığı konusuna yeterince değinmediğini ortaya attılar. 20. ‘yy ın ikinci yarısında psikoloji bilimi mental hastalıkların tedavisi, depresyon, şiddet, öz-güven gibi konularda pek çok şeyi açıklamaya çalışırken, güçlü karakter özelliklerimiz, değer ve erdemlerimiz, hayatı nasıl daha mutlu ve tatminkar yaşayacağımız konusunda çok az şey söylüyordu. Pozitif bir hayat, sadece hayatlarımızda negatif şeylerin olmaması anlamına gelmez. Eğlence, cesaret, iyimserlik, yardımlaşma, huzur, azim, yaratıcılık, sevgi, iyi ilişkiler bunların hepsi mutlu yaşamlar sürmemiz için ihtiyacımız olan pozitif tutum ve beceriler. Ve tüm bunlar kaygı, endişe, mutsuzluk, korku, öfke, nefret, tükenmişlik gibi negatif duygularla savaşırken kendiliğinden ortaya çıkan şeyler değil. Nasıl modern psikoloji bize kaygı ve korku gibi negatif duygular ile başa etme taktiklerini öğretiyorsa, pozitif psikoloji de mutluluğumuz ile büyük oranda ilişkili tutum ve becerilerin gelişmesi için bize yol göstermeyi hedefleyen bir bilim dalı olarak ortaya çıkıyor. Bu bağlamda size bu eğitim serisi boyunca aktaracağım bilgilerin tamamı, pozitif psikoloji alanında yapılan bilimsel araştırmaların sonuçlarına dayanmakta ve başta kendi hayatlarınızda olmak üzere, eğitim, koçluk, liderlik, ebeveynlik gibi pek çok alanda uygulanabilecek pratik öneriler içermektedir.


Nelerin bizi daha mutlu edeceğine inanıyoruz?


İyi bir ilişki mi?

Daha esnek çalışma koşulları mı?

Daha büyük bir ev mi?

Son model bir araba mı?

Daha genç ve güzel görünmek mi?

Daha iyi bir kariyer mi?

Daha çok para mı?

Daha çok zaman mı?


Mutluluk araştırmaları cevabin bunların hiçbirisinde olmadığını gösteriyor. Hayatlarımızda çok büyük bir değişim yaratacağına inandığımız şeyler aslında yalnızca küçük değişikliklere yol açıyor ve gerçek mutluluk kaynaklarını sürekli gözden kaçırıyoruz. Beynimiz pek çok konuda olduğu gibi mutluluk konusunda da bizi sistematik bir şekilde yanıltıyor.


1978 yılında Amerika’da piyango talihlisi ve felçli denekler üzerinde yapılan, çok önemli bir araştırmanın sonuçları bu olaylar olduktan sadece birkaç yıl sonra her iki grubun mutluluk seviyelerinin eşitlendiğini bulguluyor. Yani bizi çok mutsuz edeceğini tahmin ettiğimiz felç geçirmek veya bizi çok mutlu edeceğini tahmin ettiğimiz piyangodan ikramiye kazanmak gibi birbirine bu kadar iki kontrast duruma bile bir süre sonra uyum sağlıyor ve baz mutluluk seviyemize geri dönüyoruz.


**Lottery winners and accident victims: Is happiness relative?

P Brickman, D Coates…- Journal of personality and …, 1978 - psycnet.apa.org


Hayatının büyük kısmını mutluluk araştırmalarına adamış bir isim olan Sonja Lyubomirsky bize mutluluğumuzun %40’ının kontrolümüz altında olduğunu söylüyor. %50 genetik kısım için yapabileceğimiz bir şey yok. Başımıza gelen iyi şeyler, kötü şeyler, zenginlik, fakirlik gibi şeylerin mutluluğumuz üzerindeki etkisi ise sadece %10. Bu dışsal faktörlerin artısı, eksisi günün sonunda birbirini nötrlüyor ve yine kalıyoruz kendi kendimizle. Aynı zihinsel süreçler ile girdiğimiz farklı durumlar, aynı kafa yapısı ile bindiğimiz son model arabalar, yaşadığımız romantik ilişkiler, aynı kafa ile çıktığımız tatiller bizi daha mutlu etmiyor. Mutluluk araştırmalarının ana odağı bu kontrolümüz altında olan %40’lık alan. Ve yapılan pek çok araştırma bu alanı geliştirebilmemizin ve kalıcı mutluluk tutumları edinebilmemizin mümkün olduğunu gösteriyor, yani mutluluk büyük ölçüde öğrenilebilir ve inşa edilebilir bir beceridir.


**Revisiting the sustainable happiness model and pie chart: can happiness be successfully pursued?, KM Sheldon, S Lyubomirsky - The journal of positive psychology, 2021 - Taylor & Francis

8 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Nefes