Beynimiz Neden Mutluluk Konusunda Bizi Yanlış Yönlendiriyor?


Mutluluk alanında yapılan araştırmaların pek çoğu gösteriyor ki, beynimiz mutluluk konusunda bizi sistematik bir şekilde yanıltıyor. Yani, bizi mutlu edeceğini düşündüğümüz şeyler aslında beynimizin yanlış isteklerinin (miswanting) bir sonucu. Beynimizin yanlış şeyler istemesinin birkaç temel nedeni var. Bakalım nelermiş bunlar;


1- Sezgilerimiz genellikle yanlıştır.


Nelerin bizi daha çok mutlu edeceğini düşünüyoruz. İyi bir iş, çok para kazanmak, pahalı bir ev, romantik bir ilişki, sin model araba, mükemmel bir vücut mu? İlk bakışta bizi mutlu edeceğine dair kuvvetli inançlarımız olan bu tarz şeyler aslında bizi düşündüğümüz kadar da mutlu etmiyor. Virginia Üniversitesi profesörleri Tim Wilson ve Harvard Üniversitesi profesörü Dan Gilbert bu duruma ‘yanlış isteme” adını veriyor (1). Yani bizi mutlu edeceğine inandığımız bazı şeyleri istiyoruz ancak bu şeyler doğru değil. Yanlış şeyleri istiyoruz. Beynimiz sistematik bir şekilde bizi yanıltıyor ve sezgilerimizin çoğu yanlış. Bunu açıklamak için optik illüzyonları kullanabiliriz. Aşağıdaki şekil Ponzo illüzyonu (2) olarak bilinen bir optik yanılsamadır.


Sizce bu iki kırmızı çizgiden hangisi daha uzun?


Sağdaki dediğinizi duyar gibiyim :)


Ponzo illüzyonu olarak bilinen bu optik yanılsama bize şunu söylüyor. Zihinlerimiz bir nesnenin büyüklüğünü tahmin ederken sadece o nesneye değil, nesnenin içerisinde bulunduğu arka plana da odaklanır. Peki size bu iki kırmızı çizginin de aynı uzunlukta olduğunu söylesem bu sizin çizgileri nasıl gördüğünüzü ve algıladığınızı değiştirir mi?



Tıpkı bu ve benzeri görsel illüzyonlar gibi geleceği tahmin ederken de yanılsamalar yaşarız ve bu yanılsamalar insan psikolojisinin temelini oluşturan ilkeler ile açıklanabilir. Nasıl gözlerimiz bazen bize nesneleri olmadıkları gibi gösterirse, hayallerimiz de bazen gelecekte olmayacak şeyleri olacakmış gibi görmemize yol açar. Harvard Üniversitesi Profesörü Daniel Gilbert bu yanılgıların nedenini 3 temel ilkeye bağlı açıklar;


1- Nesnelerin, gerçekte zihinde görüldükleri şekliyle var olduğunu yani realizme inanırız.

2- Hayal gücümüzü ürünleri, pek de hayal ürünü değildir. Hayal edilen gelecek genellikle şimdiki zamana çok benzer.

3- Hayal gücümüz, geleceğe ulaştığımız zaman o an hakkında ne düşüneceğimize cevap vermekte zorlanır.




2. Zihnimiz mutlak verilere dayalı değil referans noktalarına dayalı karar alır


Ponzo illüzyon bize bir şey daha söylüyor, zihinlerimiz nesneleri ya da olayları algılarken mutlak olana değil, göreceli olana odaklanır. Mesela uzmanı olduğum örgüt psikolojisi alanında çalışanların maaş artışlarını değerlendirirken kendi maaşlarındaki net artıştan çok, birlikte çalıştıkları ekip arkadaşlarının artışlarına göre kendi maaş artışlarını değerlendirdiklerini, buna göre mutlu veya mutsuz olduğunu gözlemliyoruz.


Araştırmacılar Solnick&Hemenway, 1998 yılında yaptıkları bir araştırmada 257 Harvard öğrencisine şu iki opsiyondan birisini tercih etmelerini istediler


Mevcut yıllık geliriniz $50.000 iken, diğerleri $25.000 kazanıyor

Mevcut yıllık geliriniz $100.000 iken diğerleri $200.000 kazanıyor

Araştırmaya katılan öğrencilerin %56’sı daha az gelir kazanacak olmalarına rağmen sosyal kıyaslamada kendilerini avantajlı kılan ilk opsiyonu tercih ettiler. Şaşırtıcı ama gerçek. Hepimiz gündelik hayatlarımızda karar verirken bu tür kıyaslamalar yapıyoruz. Bizi neyi mutlu edeceğinden çok, kendimizi başkaları ile kıyaslayarak ulaştığımız sonuçlara odaklanıyoruz. Sosyal medyanın beslendiği ana mekanizmalardan birisi de işte bu kıyaslama mekanizmamız. 1997 yılında O’Guinn&Schrum yaptıkları bir araştırmada TV izleme oranları arttıkça kişilerin gelirlerinden daha fazla şikayetici olduklarını bulguluyor. Vogel ve arkadaşlarının 2014 yılında yaptıkları bir araştırmanın sonuçları Facebook kullanımı arttıkça bireylerin öz saygılarının da istatiksel olarak anlamlı bir şekilde düştüğünü bulguluyor. ( r=-.20)



3. Zihinlerimiz alışmak için tasarlanmış


Hayatlarımızdaki mutluluk verici değişimler kısa sürede yeni bir standartlarımız haline gelip mutluluk sebebi olmaktan çıkıyor. Aynen pandemide yaptığımız zor koşullara uyum sağlamak gibi, zevke ve mutluluğa da uyum sağlayıp alışıyoruz. Bunun yazınbilimdeki adı Hedonik adaptasyon. Hedonik adaptasyonu; mutluluk verici değişimlerin kısa sürede standart haline gelip mutluluk sebebi olmaktan çıkması olarak tanımlayabiliriz. Daniel Gilbert bu mekanizmayı çok güzel anlatıyor; “Muhteşem şeyler özellikle ilk gerçekleştiklerinde bize muhteşem geliyor, tekrarlandıkça muhteşemlikleri de azalıyor”. Örneğin; evlenirsek çok mutlu olacağımızı düşünüyoruz ancak araştırmalar balayı etkisi olarak adlandırılan ilk 2 yılın sonunda evliliğin yarattığı mutluluğun azaldığını ve çiftlerin baz mutluluk seviyelerine geri donduğunu gösteriyor.

Referanslar

1-Miswanting: Some problems in the forecasting of future affective states.

DT Gilbert, TD Wilson - 2000- psycnet.apa.org

2-The Ponzo illusion and the perception of orientation

· William Prinzmetal,

· Arthur P. Shimamura &

· Michelle Mikolinski

Perception & Psychophysics volume 63, pages99–114 (2001)


3- Is more always better?: A survey on positional concerns

SJ Solnick, D Hemenway - Journal of Economic Behavior & Organization, 1998 – Elsevier


4-The Role of Television in the Construction of Consumer RealityThomas C. O'Guinn, L. J. Shrum Journal of Consumer Research, Volume 23, Issue 4, March 1997, Pages 278–294, https://doi.org/10.1086/209483


9 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Nefes